Yönetim Bilişim Sistemleri (YBS), işletme ve bilgi teknolojilerini birleştiren disiplinler arası bir alandır. Hem teknik hem de yönetimsel beceriler gerektirir ve kurumların bilgi sistemlerini stratejik şekilde kullanmalarını sağlar.
YBS Nedir?
YBS, bilgi teknolojilerini kullanarak işletme süreçlerini daha verimli hale getirmeyi amaçlayan bir alandır. Bu sistemler; veri toplama, işleme, analiz etme ve karar verme süreçlerinde yöneticilere destek olur.
YBS Ne ile İlgilenir?
Bilgi Sistemleri Tasarımı ve Yönetimi
ERP (Kurumsal Kaynak Planlama)
CRM (Müşteri İlişkileri Yönetimi)
Veri tabanı yönetimi
İş Süreçlerinin Dijitalleştirilmesi
Otomasyon sistemleri
Dijital dönüşüm projeleri
Veri Analizi ve Karar Destek Sistemleri
İş zekâsı (Business Intelligence)
Büyük veri (Big Data) analizi
Siber Güvenlik ve Bilgi Güvenliği
Kurumsal veri koruma
Risk yönetimi
Proje ve BT Yönetimi
Yazılım geliştirme süreçleri
Agile, Scrum gibi metodolojiler
BT Proje Yöneticisi
Bilgi teknolojisi projelerini planlar ve yönetir.
ERP Uzmanı
Kurumsal kaynak planlama sistemlerini kurar ve yönetir.
Siber güvenlik, dijital sistemleri, ağları, cihazları ve verileri kötü niyetli saldırılardan koruma sürecidir. Günümüzde bireyler, şirketler ve devletler için kritik öneme sahiptir. İşte temel başlıklarla siber güvenlik hakkında genel bir bilgi:
Siber Güvenliğin Temel Alanları
Ağ Güvenliği: Bilgisayar ağlarını izinsiz erişimden korur.
Uygulama Güvenliği: Yazılımların güvenli şekilde çalışmasını sağlar.
Bilgi Güvenliği: Verilerin gizliliğini, bütünlüğünü ve erişilebilirliğini korur.
Operasyonel Güvenlik: Sistemlerin nasıl korunacağına dair süreçleri kapsar.
Felaket Kurtarma ve İş Sürekliliği: Siber saldırı sonrası sistemlerin nasıl toparlanacağını belirler.
Son Kullanıcı Eğitimi: İnsan hatalarını azaltmak için kullanıcıların bilinçlendirilmesi.
Yaygın Siber Tehditler
Malware (Zararlı Yazılım): Virüs, trojan, ransomware gibi yazılımlar.
Phishing (Oltalama): Sahte e-postalarla kişisel bilgilerin çalınması.
DDoS Saldırıları: Hizmetleri erişilemez hale getirmek için yapılan saldırılar.
Zero-Day Açıkları: Henüz keşfedilmemiş yazılım açıkları.
İç Tehditler: Kurum içinden gelen kasıtlı veya bilinçsiz tehditler.
Siber Güvenlikte Kullanılan Teknolojiler
Antivirüs ve Antimalware Yazılımları
Güvenlik Duvarları (Firewall)
Şifreleme (Encryption)
İki Faktörlü Kimlik Doğrulama (2FA)
SIEM Sistemleri (Security Information and Event Management)
Ülkeye giriş noktalarından (örneğin Rusya, İran, Azerbaycan) alınan gaz bu hatlarla şehir merkezlerine taşınır
Şehir İçi Dağıtım Hatları:
Orta ve düşük basınçlı hatlardır.
Polietilen borular yaygın olarak kullanılır.
Bu hatlar gazı konutlara, iş yerlerine ve sanayi tesislerine ulaştırır
Sayaç ve Regülatör Sistemleri:
Gazın basıncını düşürerek güvenli kullanım sağlar.
Her binada veya dairede sayaçlar aracılığıyla tüketim ölçülür
İŞLEYİŞ SÜRECİ
İthalat ve Üretim:
Türkiye doğal gazın %99’unu ithal eder. Rusya, İran ve Azerbaycan başlıca kaynak ülkelerdir
Trakya ve Karadeniz gibi bölgelerde sınırlı yerli üretim de yapılmaktadır.
İletim:
BOTAŞ adlı kamu kurumu tarafından ana iletim hatlarını işletir.
Mavi Akım, TANAP, Doğu Anadolu Hattı gibi büyük projelerle gaz taşınır
Dağıtım:
Şehir içi dağıtım özel şirketler tarafından yapılır (örneğin İGDAŞ, AHLATÇI Grup, AKSA Enerji).
Bu şirketler altyapıyı kurar, bakımını yapar ve abonelik işlemlerini yürütür .
Tüketim:
Konutlarda ısınma ve sıcak su için,
Sanayide üretim süreçlerinde,
Elektrik santrallerinde enerji üretimi için kullanılır.
Türkiye’deki Doğal Gaz Dağıtım Ağı
Türkiye’nin doğalgaz boru hattı ağı batıdan doğuya, kuzeyden güneye yayılmıştır.
Büyük şehirler ve sanayi bölgeleri öncelikli olarak gazla buluşturulmuştur.
Karadeniz’de keşfedilen Sakarya Gaz Sahası ile yerli üretim kapasitesi artmaktadır
Doğal Gaz Basınç Seviyeleri
1. Yüksek Basınç (Şehir İçi İletim Hatları)
Basınç Aralığı: Genellikle 20 bar ile 25 bar arasında.
Kullanım Alanı: Şehir içi iletim hatlarında.
Boru Tipi: Çelik borular.
İşletici: Doğal Gaz Dağıtım şirketleri.
2. Orta Basınç (Şehir Girişleri ve Ana Dağıtım)
Basınç Aralığı: Yaklaşık 1 bar ile 4 bar arasında.
Kullanım Alanı: Şehir içi ana dağıtım hatlarında.
Boru Tipi: Genellikle polietilen veya çelik borular.
İşletici: Doğal Gaz Dağıtım şirketleri.
3. Düşük Basınç (Son Kullanıcıya Ulaşan Hatlar)
Basınç Aralığı:21 mbar ile 300 mbar arasında.
Kullanım Alanı: Konutlar, iş yerleri, küçük sanayi tesisleri.
Boru Tipi: Polietilen veya galvanizli borular.
Güvenlik: Regülatörler ile basınç düşürülerek güvenli hale getirilir.
İşletici: Doğal Gaz Dağıtım şirketleri.
Şehir İçi Doğal Gaz Basınç Sınıfları (RMS Tipleri)
1. RMS-A Tipi (Yüksek Basınç)
Giriş Basıncı: 35–70 bar
Çıkış Basıncı: Maksimum 20-25 bar.
Kullanım Alanı: Ana iletim hatlarından şehir şebekelerine geçişte.
Özellik: Büyük sanayi tesisleri ve şehir giriş istasyonları için kullanılır
2. RMS-B Tipi (Orta Basınç)
Giriş Basıncı: 20-25 Bar ve/veya daha düşük
Çıkış Basıncı: 4 bar
Kullanım Alanı: Endüstriyel tesisler, şehir içi dağıtım hatları.
Özellik: Genellikle 5.000 m³/h kapasiteye sahiptir. Endüstriyel olarak tüketimlerde daha yüksek kapasitede olabilir.
3. RMS-C Tipi (Düşük Basınç)
Giriş Basıncı: 1,5 bar ile 4 bar arasındadır.
Çıkış Basıncı: 1 bar – 21 mbar (Genellikle Konutlarda 21 mb, Kazan dairelerinde 300 mb kullanılır.)
Kullanım Alanı: Konutlar, küçük işletmeler.
Özellik: Genellikle Konutlarda 6 m³/h – 250 m³/h, İşletmelerde ise 750 m³/h – 1.000 m³/h kapasitede olur
Bu sınıflandırma, gazın güvenli ve verimli bir şekilde son kullanıcıya ulaşmasını sağlamak için kritik öneme sahiptir. Her basınç sınıfı, farklı altyapı ve ekipman gerektirir.
Doğal gaz iç tesisatı, bir binanın veya konutun içinde doğal gazın güvenli ve verimli şekilde kullanılmasını sağlayan boru sistemleri ve ekipmanlardan oluşur. Türkiye’de bu sistemler Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından belirlenen yönetmelik ve teknik esaslara göre düzenlenir
Doğal Gaz İç Tesisat Nedir?
İç tesisat; servis kutusundan başlayarak sayaç hariç, tüketim cihazlarına kadar olan tüm boru hattı, bağlantı elemanları, havalandırma sistemleri ve bacaları kapsar. Bu sistemin amacı, doğal gazın güvenli şekilde cihazlara ulaştırılmasıdır.
İç Tesisatın Ana Bileşenleri
Dağıtım Borusu
Gazın ana vanadan sayaçlara kadar taşınmasını sağlar.
Kolon Borusu
Gazın dikey olarak katlara dağıtılmasını sağlar.
Sayaç Bağlantı Hattı
Kolon ile sayaç arasındaki bağlantıyı kurar.
Tüketim Hattı
Sayaçtan sonra cihazlara (kombi, ocak vb.) gaz iletimini sağlar.
Gaz Kesme Vanaları ve Regülatörler
Basınç kontrolü ve acil durumlarda gaz akışını kesmek için kullanılır.
Baca ve Havalandırma Sistemleri
Projelendirme ve Uygulama Esasları
Dağıtım şirketince yetkilendirilmiş sertifikalı mühendislik firmaları tarafından projelendirilmelidir.
Boru çapları, gaz tüketim miktarına ve TS 7363 Standardına göre hesaplanır.
Borular sıva altına döşenmemeli, erişilebilir olmalıdır.
Elektrik tesisatından en az 15 cm uzakta olmalıdır.
Sızdırmazlık için TS EN 751-2 standardına uygun macun veya elemanlar kullanılmalıdır
Güvenlik Kuralları
Gaz kaçağı riskine karşı sızdırmazlık testleri yapılmalıdır.
Yangına dayanıklı malzemeler kullanılmalıdır.
Deprem ve gaz alarm sistemleri ile entegre edilebilir.
Tesisatın tüm aşamaları dağıtım şirketi tarafından denetlenir.
İşte doğal gaz iç tesisat sistemini gösteren şematik diyagram. Bu görselde servis kutusundan başlayarak sayaç, kolon hattı, tüketim hattı ve cihaz bağlantıları gibi temel bileşenler yer alıyor.
Alternatif enerji kaynaklarının araştırılması çalışmaları sonucunda, 18 Eylül 1984 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti ve Eski Sovyetler Birliği hükümetleri arasında Doğal Gaz sevkiyatı konusunda Hükümetler arası Anlaşma imzalanmıştır.
Söz konusu anlaşmadan sonra BOTAŞ tarafından çalışmalara başlanılmış ve 1985 yılında yaptırılan Türkiye Doğal Gaz Kullanım Etüdü ile Doğal Gaz tüketim potansiyeli ve uygun güzergâh belirlenmiştir. Bu kapsamda, 14 Şubat 1986 tarihinde, Ankara’da, BOTAŞ ile SoyuzGazExport arasında 25 yıl süreli Doğal Gaz Alım-Satım Anlaşması imzalanmıştır. Anlaşma kapsamında; 1987 yılından itibaren, tedricen artan miktarlarda Doğal Gaz alımına başlanmış olup, 1993 yılında maksimum miktar olan 6 milyar m³/yıl’a ulaşılmıştır.
Ülkemize Bulgaristan sınırında Malkoçlar’dan giren, Hamitabat, Ambarlı, İstanbul, İzmit, Bursa, Eskişehir güzergâhını takip ederek Ankara’ya ulaşan Rusya-Türkiye Doğal Gaz Boru Hattı 845 km. uzunluğundadır.
26 Ekim 1986 tarihinde inşasına başlanan hat, 23 Haziran 1987 tarihinde ilk durağı olan Hamitabat’a ulaşmış, bu tarihten itibaren yerli Doğal Gazın yanı sıra ithal Doğal Gaz da Hamitabat’taki Trakya Kombine Çevrim Santrali’nde elektrik enerjisi üretiminde kullanılmaya başlanmıştır. Hat, Ağustos 1988’de Ankara’ya ulaşmış, Doğal Gaz Temmuz 1988’de İGSAŞ’ta (İstanbul Gübre Sanayii A.Ş.), Ağustos 1988’de Ambarlı Santrali’nde, Ekim 1988’de de Ankara’da konut ve ticari sektörde kullanılmaya başlanmıştır.
Süreç içerisinde, Bulgaristan sınırında bulunan Malkoçlar Ölçüm İstasyonu’nun kapasitesi 8 milyar m³/yıl’dan 14 milyar m³/yıla yükseltilmiştir.
Mavi Akım Doğal Gaz Boru Hattı (Mavi Akım)
15 Aralık 1997 tarihinde BOTAŞ ve Gazexport arasında imzalanan 25 yıllık Doğal Gaz Alım- Satım Anlaşması kapsamında, Doğal Gaz Rusya Federasyonu’ndan Karadeniz geçişli bir hat ile Türkiye’ye ulaşmaktadır. Anlaşmaya göre, yıllık 16 milyar m³ Doğal Gaz Türkiye’ye arz edilmektedir.
Mavi Akım Doğal Gaz Boru Hattı;
Rusya topraklarında, İzobilnoye-Djubga arasında 56” çapında 308 km. ve 48” çapında 62 km. olmak üzere toplam 370 km. uzunluğundaki Boru Hattı Sistemi,
Karadeniz geçişinde, Djubga-Samsun arasında her biri yaklaşık 390 km. uzunluğunda 24” çapında paralel 2 hat,
Türkiye topraklarında Samsun – Ankara arasında 48” çapında ve 501 km. uzunluğundaki boru hattı sistemi olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır.
Söz konusu Doğal Gaz boru hattının Rusya Federasyonu topraklarında kalan bölümü ile Karadeniz geçişinin finansmanı ve inşaatı GAZPROM Şirketi’nin, Türkiye bölümünün finansmanı ve inşaatı ise BOTAŞ’ın yükümlülüğünde gerçekleştirilmiştir. Proje kapsamında Samsun-Durusu’da Basınç Düşürme ve Ölçüm İstasyonu yapımı 15 Ekim 2002 tarihinde tamamlanmıştır.
Mavi Akım Projesi’nin Türkiye topraklarındaki kısmı Samsun’dan başlayarak Amasya, Çorum, Kırıkkale üzerinden Ankara’ya ulaşmakta ve Ana Hat ile irtibatlandırılmaktadır. Hat, 20 Şubat 2003 tarihinde işletmeye alınmış, 17 Kasım 2005 tarihinde resmi açılış töreni yapılmıştır.
Doğu Anadolu Doğal Gaz Ana İletim Hattı (İran – Türkiye)
Yıllık 10 milyar m3 İran Doğal Gazının boru hattı ile Türkiye’ye arzı amacıyla 8 Ağustos 1996 tarihinde İran ile Türkiye arasında Tahran’da Doğal Gaz Alım-Satım Anlaşması imzalanmıştır. Bu kapsamda inşa edilen, yaklaşık 1491 km. uzunluğunda, çapı 48” ve 16” arasında değişen Doğu Anadolu Doğal Gaz Ana İletim Hattı, Doğubayazıt’tan başlayıp, Erzurum, Sivas ve Kayseri üzerinden Ankara’ya uzanmakta, bir branşman da Kayseri, Konya üzerinden Seydişehir’e ulaşmaktadır.
Haziran 2001 sonu itibarıyla tüm boru hattı sistemi gaz alabilir duruma gelmiş, İran Bazargan’daki Ölçüm İstasyonu’nun tamamlanmasıyla 10 Aralık 2001 tarihinde İran’dan gaz alımı başlamıştır.
Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı (BTE)
Azerbaycan’ın Güney Hazar Denizi kesiminde yer alan Şahdeniz sahasında üretilecek Doğal Gazın Türkiye’ye arzını amaçlayan Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı 12 Mart 2001’de imzalanan Türkiye-Azerbaycan Hükümetler arası Anlaşması çerçevesinde hayata geçirilmiştir.
Azerbaycan ve Gürcistan topraklarında Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı (BTC) ile aynı koridoru kullanan, yaklaşık 980 km. uzunluğunda ve 42”çapında tasarlanan BTE hattının inşasına 16 Ekim 2004 tarihinde başlanmış ve 4 Temmuz 2007 tarihi itibarıyla boru hattı üzerinden gaz akışı başlamıştır.
BTE’nin Azerbaycan ve Gürcistan topraklarındaki kısmının (Güney Kafkasya Doğal Gaz Boru Hattı) Şahdeniz sahasının ikinci aşama üretimine paralel olarak kapasitesinin artırılması projesi kapsamında çalışmalara 2015 yılı içerisinde başlanmış olup, Haziran 2018’de TANAP sistemine ilk gaz akışı sağlanmıştır. Hâlihazırda BTE üzerinden BOTAŞ iletim sistemine ve TANAP sistemine verilen Doğal Gaz, Türkiye’deki tüketicilere ve TANAP üzerinden Avrupa’daki tüketicilere ulaştırılmaktadır.
Türkiye-Yunanistan Doğal Gaz Enterkonneksiyonu (TYE)
Avrupa Birliği INOGATE (Interstate Oil and Gas Transport to Europe) Programı kapsamında geliştirilen Güney Avrupa Gaz Ringi’nin ilk aşaması Türkiye ve Yunanistan Doğal Gaz şebekelerinin enterkoneksiyonunu ile Doğal Gazın Türkiye’den ve/veya Türkiye üzerinden Yunanistan’a arz edilmesine olanak sağlayan boru hattıdır.
Türkiye Cumhuriyeti ile Yunanistan Cumhuriyeti arasında Türkiye-Yunanistan Doğal Gaz bağlantısının gerçekleştirilmesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nden Yunanistan Cumhuriyeti’ne Doğal Gaz arzına ilişkin Hükümetler arası Anlaşma 23 Şubat 2003 tarihinde, Doğal Gaz ihracatına yönelik 15 yıl süreli Doğal Gaz Alım Satım Anlaşması ise BOTAŞ ile DEPA (Yunanistan Devlet Doğal Gaz Şirketi) arasında 23 Aralık 2003 tarihinde imzalanmıştır. 18 Kasım 2007 tarihinde ise iki ülke başbakanlarının da katıldığı açılış töreni ile birlikte boru hattı üzerinden gaz arzına başlanmıştır.
Radyografik Muayene, X ışınları veya gama ışınları kullanılarak, bir malzemenin iç yapısında yer alan hataların film veya dijital ortamda görüntülenmesi esasına dayanır. Bu yöntem hem ferromanyetik hem de ferromanyetik olmayan metallerde ve hatta bazı diğer malzemelerde de uygulanabilir. Tıpkı bir insanın röntgeni gibi, bu yöntemle de bir metalin içindeki çatlak, boşluk, cüruf gibi kusurlar görünür hale getirilir. Üstelik parça hiçbir şekilde zarar görmeden!
Temel Prensip Nedir? 1. X ışını (elektrikle üretilir) ya da gama ışını (radyoaktif izotoplar – Ir-192, Cs-134 gibi) malzemenin bir tarafına yerleştirilen kaynaktan gönderilir. 2. Malzemenin içinden geçerek film ya da dijital dedektör üzerine düşer. 3. İç yapıda bir boşluk ya da hata varsa, bu bölgelerde ışınlar daha az absorbe edilir ve film üzerinde daha koyu (siyah) alanlar oluşur. 4. Bu kararmalar sayesinde malzemenin içinde bir hata olup olmadığı tespit edilir.
Neden X ve Gama Işınları? • X ve gama ışınları, elektromanyetik dalga grubuna aittir. Dalga boyları çok küçüktür ve bu sayede malzemeleri delebilme özellikleri vardır. • X ışınlarının delme gücü, kullanılan voltaja bağlıdır (örneğin çelikte her 1 inç kalınlık için yaklaşık 1000 volt). • Gama ışınlarının delme gücü, kullanılan izotopa bağlıdır ve sabittir (örneğin Ir-192 veya Cs-134).
Endüstriyel Uygulama Detayları • Radyasyon kaynağı, malzemenin bir tarafına; dedektör ya da film, diğer tarafına yerleştirilir. • Film, ışık geçirmez bir zarfla birlikte parça arkasına yerleştirilir. Zarfların ön yüzü ışını geçirecek materyalden yapılmalıdır. • Belirli süre ışın verilerek film pozlanır. Ardından film banyoya alınır ve yoğunluk farkları incelenir. • Boşluk gibi kusurlar, film üzerinde daha koyu görünür çünkü daha fazla ışın geçmiştir.
Görüntü Kalitesini Etkileyen Faktörler • Kaynağın odak büyüklüğü • Kaynağın filmden uzaklığı • Test parçasının filmden uzaklığı Bunlar görüntü netliği ve büyüklüğü üzerinde doğrudan etkilidir.
Avantajları • Görsel kanıt sunar, sonuçlar film ya da dijital olarak belgelenebilir. • Uzak bir zamanda ve farklı bir ortamda tekrar değerlendirilebilir. • İnce parçalarda yüksek hassasiyet sağlar. • Neredeyse her türlü malzemeye uygulanabilir (metal, kompozit, seramik vb.). • Filmler ışıklı okuyucularla rahatça analiz edilebilir.
Dezavantajları • Kalın malzemelerde etkinliği düşer. • Radyasyon içerdiği için ciddi güvenlik önlemleri gerektirir. • Pozlama ve film banyosu gibi zaman alan işlemler içerir. • Otomasyona uygun değildir. • Yüzey hataları veya yüzeye paralel çatlaklar için uygun değildir. • Hatanın derinliği hakkında doğrudan bilgi vermez.
Uygulama Alanları • Kaynaklı imalatın kalite kontrolü • Döküm parçalardaki iç hataların tespiti • Boru hatları, kazanlar, basınçlı kaplar • Havacılık ve enerji gibi kritik sektörlerde
Radyografik Muayene, iç yapıdaki kusurları gözle görülebilir hale getiren en değerli NDT yöntemlerinden biridir. Özellikle hacimsel hataların tespiti ve kalıcı belgeleme açısından rakipsizdir. Radyografi filmleri, Kaynaklarda karşılaşılabilecek hataları (örneğin: gaz boşlukları, çatlaklar, kaynak hataları) tanımlamak ve yorumlamak için hazırlanmıştır. Ancak, güvenlik ve uygulama koşullarının zorluğu da göz önünde bulundurulmalıdır.
Uzman Görüş kapsamında;
Burada özellikle Doğal Gaz, Petrol, Su vb. Boru Hatlarındaki birleştirme kaynaklarının TSE, ISO, EN ve API 1104 standartlarına göre Level 2 seviyesinde 35 yıllık tecrübeye dayanarak değerlendirilmesi yapılabilecektir.
Özel Bilirkişi Raporu (Uzman Görüşü-Uzman Mütalaası)
Uzman görüşü, tarafların mevcut iddia ya da savunmasını teknik ve bilimsel açıdan güçlendirmek veya ispatlamak için başvurulan bir rapordur.
Özel bilirkişi raporu (Uzman Görüşü) bir davada, çözümü hâkim tarafından bilinmeyen özel ve teknik bilgi gerektiren hallerde uzman görüşüne başvurulan bilirkişi tarafından adli makama sunulan rapor demektir.
Uzman Görüşü
HMK Madde 293
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Uzman Görüşü” başlıklı 293. maddesinde;
“(1) Taraflar, dava konusu olayla ilgili olarak, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez.
(2) Hâkim, talep üzerine veya resen, kendisinden rapor alınan uzman kişinin davet edilerek dinlenilmesine karar verebilir. Uzman kişinin çağrıldığı duruşmada hâkim ve taraflar gerekli soruları sorabilir.
(3) Uzman kişi çağrıldığı duruşmaya geçerli bir özrü olmadan gelmezse, hazırlamış olduğu rapor mahkemece değerlendirmeye tabi tutulmaz” düzenlemesine yer verilmiştir.
Gerekli hâllerde bilirkişiye başvurulmasına mahkeme kendiliğinden veya talep üzerine karar verebilir. Ancak, tarafların bilirkişi dışında uzmanından bilimsel nitelikli görüş almaları da mümkündür. Böylelikle, özel ve teknik konularda da tarafların uzman görüşünden yararlanmaları ve iddia veya savunmalarını bu görüşlerle desteklemeleri mümkün olacaktır. Bu gerekçelerle birinci fıkrada, ihtiyaç duyulduğunda uzman görüşüne başvurulmasına imkân tanınmıştır. Fakat, taraflara sırf bu sebeple yeni bir süre verilemez ve yargılama ertelenemez. Hâkim dosyaya sunulan uzman görüşünü serbestçe takdir edecektir.
Ceza Muhakemesi Kanunu CMK 67. Madde
Bilirkişi Raporu, Uzman Mütalaası
6. Fıkrası
Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafi veya kanunî temsilci, yargılama konusu olayla ilgili olarak veya bilirkişi raporunun hazırlanmasında değerlendirilmek üzere ya da bilirkişi raporu hakkında, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez.
Bilgi güvenliğinin hedefi, iş sürekliliğini sağlamak, güvenlikle ilgili olarak meydana gelen ihlallerin tesirlerinin önlenmesi ve en aza indirilmesiyle iş kayıplarını mümkün olan en düşük seviyeye indirmek, teknolojik altyapısı üzerinde yaratılan, işlenen ve depolanan veriler ile bu verilerin yaratıldığı, işlendiği ve depolandığı sistemlerin belirli risklere karşı en uygun şekilde korunmasını sağlamaktır.
Bilgi Güvenliği Politikasının Amaçları
a) Politikanın amacı, içeriden veya dışarıdan, bilerek ya da bilmeyerek meydana gelebilecek her türlü tehdide karşı kuruluşun bilgi varlıklarını korumaktır.
b) Kuruluşun Yöneticisi, bilgi güvenliği politikasını onaylamıştır.
c) Kuruluşun politikaları aşağıdaki hususları sağlamak için vardır:
Bilgi, yetkisiz kişilerin erişimine karşı korunmalıdır.
Bilginin gizliliği korunmalıdır.
Bilginin bütünlüğü korunmalıdır.
Bilgiye erişebilirlik iş prosesleriyle gerektiği şekilde sağlanır.
Yasal mevzuat gereksinimleri karşılanmalıdır.
İş Süreklilik Planları hazırlanmalı, sürdürülmeli ve test edilmelidir.
Bilgi güvenliği eğitimleri, tüm personele verilmelidir.
Bilgi güvenliğinde gerçekte var olan ya da şüphe duyulan tüm açıklar, aynı zamanda bilgi güvenliği yöneticisi olan kalite yöneticisine bildirilmeli ve bilgi güvenliği yöneticisi tarafından soruşturulmalıdır.
Ağırlıklı olarak metan ve etan gazlarından oluşan az miktarda diğer petrol gazlarını da bünyesinde barındıran gaz karışımının adıdır.
Renksiz, kokusuz ve havadan hafiftir.
Türkiye’de Doğal Gaz
Türkiye’de doğal gazın varlığı 1970 yılında Kırklareli Kurumlar bölgesinde tespit edilerek, 1976 yılında Pınarhisar Çimento Fabrikası’nda kullanılmaya başlandı. 1975 yılında Mardin Çamurlu sahasında bulunan doğal gaz, 1982 yılında Mardin Çimento Fabrikası’na verildi. Ancak kaynaklardaki rezervlerin sınırlı olması tüketimin genişlemesini önledi. Doğal gazın sanayi ve şehir şebekelerinde kullanımı çalışmalarına, 84/8806 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla 1984 yılında SSCB ile imzalanan doğal gaz sevkiyatı anlaşmasının ardından başlandı. Ülkemize doğal gaz; Rusya, Azerbaycan, Türkmenistan ve İran’dan boru hattı ile Nijerya, Cezayir, Mısır’dan sıvılaştırılmış olarak deniz yoluyla gelmektedir. Ülkemizde şehirleşmenin başladığı 20. yüzyıl başlarından itibaren gerek lokal ve gerekse merkezi ısıtmalarda katı yakıtlar kullanılmıştır. 1950’lere kadar daha çok ferdi ısıtma şeklinde olan kullanımlar özellikle örgütlü mühendislik döneminin başladığı 1954’ten itibaren daha çok merkezi ısıtma ve bina ısıtması şeklinde yaygınlaşmaya başlamıştır. 1960’lı yıllardan itibaren ise sıvı yakıtlar hem kullanım kolaylığı hem de fiyatının uygun olması nedeniyle tercih edilir olmuştur. Ancak 1974’te yaşanan petrol krizinden sonra yakıt olarak tekrar katı yakıtlara ciddi bir dönüş yaşanmıştır. Bu arada şehirlerin büyümesi ve yoğun olarak katı yakıt ve ağır sıvı yakıtlar kullanımı nedeniyle hava kirliliği çok ciddi boyutlara ulaşmıştır. Bu bağlamda kükürt oranı yüksek olan ve çok önemli derecede hava kirliliğini tetikleyen yerli kömür kullanımı kısıtlanarak kükürt oranı düşük ithal kömür kullanılmaya başlanmıştır. Dünyada bu konuda yapılan uygulamalar incelenerek yapılan araştırmalarda, ülkemizde hava kirliliğinin uzun vadede çözümü için ısıtma ve sanayide doğal gaz kullanımının kaçınılmaz olduğu görülmüştür.
2002 yılından önce Ülke sınırları içerisinde Doğal Gaz dağıtım faaliyeti yetkisi 9 Şubat 1990 tarihli Resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 397 sayılı KHK ile BOTAŞ’a verilmiştir. BOTAŞ bu yetkisini başka bir Kamu kurumuna devredebilecektir. (İstanbul’da 1990 yılındaki Büyükşehir sınırlarında İGDAŞ, Ankara’da EGO, İzmit’te İZGAZ, Bahçeşehir’de BAGDAŞ (2003 yılına kadar Emlak Konut İştiraki)adlı kamu iştirakleri vasıtasıyla , Bursa ve Eskişehir’de BOTAŞ kendi kurduğu şirketler vasıtasıyla yaptı)
Doğal gaz şehir içi evsel ve ticari olarak ilk kez 1988’de Ankara’da kullanıldı. 1992 yılında İstanbul’da, Bursa’da, Eskişehir’de, İzmit’te doğal gaz pazarı konut ve sanayi kullanımı olarak genişledi. Bugün ise doğal gaz kullanımı tüm Türkiye’de 73 dağıtım şirketi vasıtasıyla 81 ilde yaygın hâle gelmiştir.
Dünya’da Doğal Gaz
Doğal gazın geçmişi yüzlerce yıl öncesine dayanmaktadır. Tarihsel kaynaklar doğal gazın ilk kez M.Ö. 900’lerde Çin’de kullanıldığını göstermektedir. Taşınması, işlenmesi ve stoklanması kolay olan doğal gazın yaygın kullanımı ise 1790’da İngiltere’de başladı. Boru hattı taşımacılığıyla birlikte 1920’lerde artan doğal gaz kullanımı 2. Dünya Savaşından sonra daha da gelişti. Doğal gaz enerji üretim sektöründe ilk kez Amerika’da kullanılmaya başladı. 1950’li yıllarda doğal gazın dünya enerji tüketimindeki oranı % 10’u geçmiyordu. Günümüzde ise ticari enerji tüketiminin % 24’ü doğal gazla karşılanmaktadır. Günümüzde dünyadaki doğal gaz tahmini rezervlerinin henüz % 14–15 düzeyindeki bir kısmı işletilebilmektedir. İşletilen bu kısmın dünya tüketimine 70 yıl yeteceği hesaplanmaktadır. Ülkemizde bilinen doğal gaz kaynakları son derece düşüktür. Fakat dünyadaki rezervin % 69 gibi büyük bir kısmı komşularımızdadır. Rusya dünya rezervlerinin % 25’ine Ortadoğu ülkeleri % 34’üne sahiptir. Ülkemizin dünya doğal gaz ve petrol rezervleri ile Avrupa arasındaki coğrafi konumu bu kaynaklar için bir geçiş yolu olmasını sağlamaktadır. Dünyada bilinen doğal gaz rezervlerinin yaklaşık 70 yıllık ömrü olduğu tahmin edilmektedir. Bilinen Doğal gaz rezervleri petrol rezervlerine eş değerdir. Doğal gazı en verimli en ucuz taşıma yöntemi boru hattıdır. Doğal gaz sıvılaştırılarak tanklarla da taşınabilir; ancak sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) taşıma sırasında çok yüksek basınç altında ve düşük sıcaklıklarda tutulması bir sorun oluşturmaktadır.